Embed

HORMONLAR

 

HORMONLAR

Yüksek yapılı organizmalarda vücudun bütünlüğü, sinir sistemi ve endokrin sisteminin birlikte çalışmasıyla sağlanır.

Endokrin sistem endokrin bezlerden meydana gelir. Bu bezlerin, faaliyetlerinde hormon adı verilen özel mesaj taşıyıcı moleküller görev alır. Ayrıca bazı sinir hücrelerinin de tıpkı endokrin bir bez gibi özel salgılar (nöresekresyon) yaptıkları bilinmektedir. Bu iki sistemin çalışması ile canlı, iç ve dış şartlardaki değişmelere uygun cevaplar vererek hayatını sürdürür.

Bitkilerde sinir sistemi yoktur. Bunun için düzenleme işi sadece hormonlarla yapılır. Bitki hormonları, bitkilerin büyümesini, farklılaşmasını ve yaraların tamir edilmesini düzenleyen tabii organik maddelerdir. Başlıca bitki hormonları arasında oksinler, giberellinler, sitokininler, absisik asit ve etilen sayılabilir.

Oksinler: Hücre bölünmesi, hücre büyümesi, hücre ve doku farklılaşması gibi gelişme olaylarını düzenler.

Ayrıca yaprak dökümü, çiçek açma, meyve verimi olaylarında oksinin önemli etkisi vardır.

Oksin hormonu normal miktarlarda üretildiği zaman kök, tomurcuk ve gövdede büyümeyi artırdığı gibi çok fazla üretildiği an gelişmeyi durdurucu etki yapar. Oksin hormonunun kimyasal ismi indol asetik asit (IAA) olup, bu hormon en çok gövde ve kök uçlarında salgılanır.

Giberellinler:İlk defa “giberella” isimli bir mantardan elde edilmiştir. Gövde uzaması ve meyve büyümesini hızlandırır. Tohumun çimlenmesini uyarır.

Sitokininler: Tütün bitkisinden elde edilmiştir. Tomurcuk gelişmesi, tohum çimlenmesi, yaprakların geç yaşlanmasında etkilidir.

Absisik asit: Tomurcuk ve tohumların uyku halinde kalmasını (dormansi) sağlar.

Etilen: Bir hidrokarbon olup, sadece üretildiği yerde etkilidir. Yaprak dökümü ve meyve olgunlaşmasını hızlandırıcı etki yapar.

Oksin direkt güneş ışığı görmeyen yerlerde daha fazladır.

Bitkilerde duyarlılık

-Tropizma (yönelim): uyartının yönüne bağlı olarak meydana gelen yönelme hareketidir.

-Nasti(ırganım): uyaranın yönüne bağlı olmaksızın yapılan irkilme hareketidir. Olay turgor basıncındaki ani değişmelerden kaynaklanır.

-Taksi (yerdeğiştirme): uyaranın yönüne bağlı olarak özellikle tek hücreli bitkilerde yer değiştirme hareketidir.

Endokrin sistemin en önemli yapıları iç salgı bezleridir. İç salgı bezleri sentezledikleri hormonları doğrudan kana verebilen organlardır. Ter ve tükrük bezleri gibi dış salgı bezlerinden farklı olarak kanalsızdırlar. Birbirinden ayrı ve özelleşmiş endokrin bezler, sadece kan dolaşım sistemine sahip hayvanlarda bulunur.

Sölenterlerde ve halkalı solucanlarda hormon üreten tek kaynak, salgı yapabilen sinir hücreleridir.

Böceklerde birçok fizyolojik olayı kontrol eden beyin hormonları bulunur. Beyin hormonları etkisiyle vücut bezleri hormon salgılar.Bunlardan en önemlilerinden birisi deri değiştirme hormonu (ekdizon hormonu) dur. Bu hormon sayesinde deri değiştirilerek dış iskeletin engellemesine rağmen büyüme sağlanır.

Hormonlar mesaj taşıyıcı özel maddelerdir.

Hormonlar kan yoluyla vücudun en uzak bölgelerine taşınarak belli hücre ve dokular üzerinde etkili olurlar.

Bazı hormonlar aminoasitler veya onların türevidir; bazıları da pürinler, proteinler, steroidler ve yağ asidi türevleri gibi maddelerdir.

Hormonlar kana geçtikten ve belli bir seviyeye ulaştıktan sonra etkilerini gösterir.

Hormonların salgılanması ve parçalanması enzimlerin yardımıyla olur.

Hormonların salgılanması sinir sistemi tarafından kontrol edildiği gibi çoğunlukla sinir sistemini etkiler. Bu yüzden endokrin sistem ile sinir sistemi birbirine bağımlı olarak çalışır.

Sinirlerin ve hormonların düzenleştirmeleri arasındaki başlıca fark hız farkıdır. Sinir sistemi, bir organda çok kısa zamanda bir etki meydana getirebildiği halde, hormonların düzenleyici etkisi çok yavaş ve uzun zamanda olur.

Hormonlar,

-Vücudun büyümesini kontrol ederler.

-Üremeyi düzenler ve ikincil eşey özelliklerin gelişmesine yardımcı olur.

-Vücudun iç dengesinin kurulmasında (homeostasiz) görev alırlar.

-Sinir sistemiyle birlikte koordinasyon ve bütünleştirme görevini yaparlar.

İnsanın endokrin sistemini meydana getiren başlıca iç salgı bezleri arasında hipofiz, tiroid, paratiroid, böbrek üstü, pankreas, epifiz, timüs ve eşeybezleri (testis ve ovaryum) bulunur.

a- Hipofiz bezi ön, ara ve arka lop olmak üzere üç kısımdan meydana gelmiştir. Ön ve arka loptan en az yedi hotrmon salgılanmaktadır. Bunlar, büyüme hormonu (Somatotropin=STH), tirotropin (TSH), lüteinleştirici hotmon (LH), folikül uyarıcı hormon (FSH), prolaktin, Adrenokortikotropik hormon (ACTH) ve İntermedin (melanosit uyarıcı hormon=MSH) dır

Ön loptan salgılanan lüteinleştirici folikül uyarıcı ve prolaktin hormonlarına gonadları etkilemelerinden dolayı gonadotropinler adı verilmektedir. Arka loptan salgılanan vasopressin (antidiüretik hormon=ADH) diğeri oksitosindir.

Büyüme hormonu,özellikle uzun kemiklerin ve kasların büyümesini kontrol eder. Bu hormon 190 aminoasitten meydana gelmiş bir polipeptitdir. Protein sentezini artırır; karbonhidrat ve yağ metabolizmasını etkiler. Büyüme hormonu, vücudun tüm olarak büyümesini doğrudan değil, dolaylı olarak etkiler. Karaciğerden kas, kıkırdak, kemik ve diğer bağ dokularının büyümesini hızlandıran bir polipeptidin serbest kalmasını sağlar. Büyüme döneminde büyüme hormonunun fazla salgılanması dev yapılılığa, az salgılanması ise cüceliğe sebep olur. Büyüme devresinden sonra büyüme hormonunun fazla salgılanması “akromegali” denilen bozukluğu meydana getirir. Vücudun birçok kısmı büyüme özelliğini kaybettiğini için bu hormonun etkisi sadece el, ayak ve yüz kemiklerinde oransız büyümelere sebep olur.

Adrenokortikotropik hormon (ACTH),böbrek üstü bezinin kabuk bölgesini etkileyerek buradan steroid hormonlarının salgılanmasına sebep olur.

Melanosit uyarıcı hormon,melanosit denilen ve içlerinde siyah pigmentler bulunan hücreleri uyarır. Deriye koyu renk veren maddelerin dağılmasını etkiler.

Antidiüretik (vasopressin) hormon,ince atardamarlardaki düz kasların kasılmasını sağlayarak kan basıncını yükseltir. Ayrıca böbrek hücrelerini etkileyerek, idrar tüplerinden suyun geri emilmesini sağlar. Böylece kandaki su miktarını ve idrar yapımını ayarlar. Bu hormonun yetersiz olduğu durumlarda böbrekten aşırıcı derecede su kaybı meydana gelir ve vücut su kaybeder. Antidiüretik hormonun eksikliğinde diabest insipidus (şekersiz diyabet) denilen hastalık ortaya çıkar.

b- Tiroid bezi

Tiroid bezi boyun bölgesinde, gırtlağın hemen altında soluk borusunun her iki yanında yer alan iki loplu bir bezdir. Ergin insanda ağırlığı 25-30 gramdır.

Tiroksin,hücrelerin metabolizma faaliyetlerinde kullandıkları oksijen miktarını ayarlamaya yardımcı olur. Bu hormon fazla salgılanırsa, hücreler tarafından kullanılan oksijen miktarı artar ve metabolizma hızlanır. Aksine kandaki tiroksin miktarı düşük olursa, vücuttaki metabolik olaylarda yavaşlar. Tiroksinin eksikliği, vücuttaki temel metabolizmanın düşmesine sebep olduğu gibi, hücreler arası maddede sodyumun ve suyun artmasına; kandaki kolesterolün de yükselmesine yol açar. Böyle arızalar, tiroksin hormonu verilerek ortadan kaldırılabilir. İnsanlar ve sıcak kanlı hayvanlar, yılın soğuk aylarında daha fazla troksin salgılar. Hipofizin ön lobundan tiroid bezini uyaran trotropin adlı bir hormon salgılanır. Tirotropin (TSH)i kan dolaşımı ile tiroide gelir ve troksin hormonunun salgılanmasını başlatır. Hipofiz bezinden trotropin hormonunun salgılanması da hipotalamusun kontrolündedir.

Tiroid bezi, kandaki kalsiyum ve fosfat seviyesini düşürücü etki yapan tirokalsitonin hormonunu da salgılar. Bu hormon, paratiroit bezinin hormonuyla birlikte kandaki kalsiyum iyonlarının belli seviyede kalmasına yardımcı olur.

Dünyanın iyot yetersizliği bulunan bölgelerinde yaşayan insanlarda, tiroid bezi normal salgısını yapabilmek için daha fazla doku oluşturarak büyür ve basit guatr meydana gelir.

Gelişme devresinde tiroit bezinin az çalışmasında kretenizm (ahmaklık)  denilen durum ortaya çıkar. Bu gibi çocuklarda cücelik zeka geriliği ve eşey bezlerinin gelişemediği görülür.

Ergenlik döneminde tiroid bezinin az salgı yapması bazal metabolizma hızını ve vücut ısısını düşürür. Ruhen ve bedenen uyuşukluk başlar. Deride şişlikler ve kıl dökülmesi görülür. Bu bozukluklara miksodem adı verilir.

c-Paratiroid bezi, tiroid benzinin üstünde ikisi üst, ikisi altta gömülmüş; bezelye şeklinde dört küçük bezdir. Damar bakımından zengindir ve koyu kahve renkli yağ görünümündedir.

 Paratiroit bezinin özel hücreleri parathormon denilen bir hormonu sentezler. Salgılanan bu hormon, kalsiyum ve fosfor metabolizmasını düzenler. Özellikle kandaki kalsiyum iyonunun seviyesi ve dengesi, doğrudan paratiroit bezinin kontrolü ile sağlanır. Bu bez, salgıladığı hormonla, vücudun iç dengesinin kurulmasına yardımcı olur. Kalsiyum kemik teşekkülünde görev alan önemli bir mineraldir. Ayrıca kas ve sinir sisteminin normal işleyişi için gerekli bir iyondur. Kas kasılması, sinirlerden uyartıların taşınması ve çeşitli aktif taşıma olayları ile kanın pıhtılaşmasında kalsiyum iyonunun bulunması lazımdır.

Parathormonun az salgılanması halinde kandaki kalsiyum, kemiklerde birikmeye başlar ve kanda kalsiyum iyonunun miktarı azalır. Bu durum tetani denilen hastalığın meydana gelmesine sebep olur. Tetani de kaslar ağrılı kasılmalar yapar, titremeler olur, el ve ayak parmaklarında içe doğru bükülmeler görülür.

Paratiroit bezi normalden fazla hormon salgılarsa, kemiklerden kana kalsiyum geçişi hızlanır. Bu sefer de kandaki kalsiyum miktarı artar ve iskelet zayıflar. Kaslar uyartılara çok yavaş cevap verirler. Kanda artan kalsiyum böbreklere taşınır ve orada fosfor iyonları ile birleşerek böbrek taşlarını oluşturur.

d-Böbrek üstü bezleri;zengin kan damarlarına sahiptir.

Böbrek üstü bezleri yapı ve fonksiyon bakımından farklı iki kısımdan meydana gelmiştir. Bezin açık sarı veya pembe renkli dış kısmına kabuk veya korteks, daha içteki kısmına öz veya medulla adı verilir. Bezin kabuk bölgesinden salgılanan birkaç hormon vardır. Bunlardan en önemli olanları kortizol ve aldesterondur.

Kortizol şeker ve protein metabolizmasını düzenler. Protein ve yağların glikoza dönüşmesini hızlandırır. Yani karbonhidrat sentezi artarken protein ve yağların yıkımı da hızlanır. Bu yüzden de kandaki şeker seviyesinin yükselmesine sebep olur.

Aldesteronböbreğin idrar tüpçüklerinden Na+ ve Cl- iyonlarının geri emilmesini artırır. Korteks hormonlarının yetersiz salgılanması addison hastalığına sebep olur.  Bu hastalıkta deri tunç rengini alır, kan basıncı düşer; iştahsızlık, kaslarda zayıflama ve genel halsizlik görülür. Sodyum ve klorürün idrarla atılması arterken, vücut sıvısında potasyum miktarı yükselir.

Öz bölgesinden salgılanan en önemli hormonlar epinefrin (adrenalin) ve norepinefrin (noradrenalin) dir.

Epinefrin hormonusempatik sinirlerin faaliyetlerini artırır. Acil durumlarda kana verilen epinefrin vücudun bütünüyle hazırlanarak gerekli tepkileri göstermesine sebep olur. Genellikle heyecanlanma, korkma ve öfkelenme anlarında kandaki epinefrin miktarı artar. Böyle durumlarda sempatik sinir sistemi ve epinefrin etkisiyle kan şekeri ve kan basıncı yükselir, kalp atışları hızlanır, damarlar genişler, göz bebekleri büyür. Saç ve deri diplerindeki kasların kasılması ile saç ve vücut tüyleri dikleşir. Beyne fazla kan gider ve kanın pıhtılaşma zamanı kısalır. Vücutta yorgunluğa karşı dayanıklılık artar.

Norepinefrinkılcal damarları kasar ve kan basıncını yükseltir.

e- Pankreasıniçine dağılmış durumdaki özel hücre kümeleri veya dokuları endokrin salgı yapan kısımları meydana getirir. Bunlara langerhans adacıkları denir. Langerhans adacıklarında her biri farklı beta hücreleri insülin, alfa hücreleri ise glukagon denilen hormonları salgılar. Salgılanan bu hormonlar, doğrudan kana verilir.

Langerhans adacıklarındaki özel hücreler tarafından meydana getirilen bu hormonlar kan şekerinin ayarlanmasında çok önemli görev yaparlar. İnsülinin kandaki yetersizliği glikoz ve amino asitlerin kullanımını azalttığı için bu maddelerin kandaki ve idrardaki seviyeleri yükselir. Vücut hücreleri enerji kaynağı olarak yağ ve proteinleri kullanır. Bu durum karbonhidrat ve yağ metabolizmasını etkiler. Kandaki fazla glikozun atılabilmesi için çok fazla su gerekir, aşırı idrar atılması bundandır. İnsülinin fazla salgılanmasında ise kan şekeri normalin altına düşer, sinir hücreleri hassaslaşır ve uyarılmaz duruma gelir.

Pankreasın diğer önemli bir hormonu olan glukagon ise insülinin etkisine zıt bir faaliyet gösterir.

f) Eşeysel bezler,testis ve ovaryumların endokrin bir bez gibi faaliyet göstermeleri özellikle hipofiz bezinin salgıladığı uyarıcı hormonlar (gonadotropin) ile sağlanır.

Testislerden salgılanan eşeysel hormonlara genel olarak androjenler denir. Androjenler içerisinde en önemlisi testesterondur. Kadınlık hormonları ise östrojen ve progesterondur.

Androjenler (testesteron)erkeklerde sakal ve bıyık çıkmasını, kılların büyümesi ve vücuttaki dağılışı, sesin kalınlaşması, kemiklerin gelişmesi, erkek tipi kaslı bir vücut yapısının ortaya çıkmasında etkilidir. Testesteron sperm meydana getirilmesinde de dolaylı yollardan görev alır.

Yumurtalıklardan salgılanan östrojen, dişilerde eşeysel olgunlaşmayı düzenler. Dişilere has ses inceliği, üreme organlarının büyümesi ve vücut yapısının daha narin oluşu gibi ikinci özelliklerin ortaya çıkmasında yardımcıdırlar.

Yumurtalıklardaki korpus luteum (sarı cisim) denilen özel bir doku tarafından üretilen diğer bir hormonda progesterondur. Progesteron hamileliğe hazırlanmada önemli olan bir hormondur.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!