EĞİTİMİN EKONOMİK TEMELLERİ

EĞİTİMİN EKONOMİK TEMELLERİ

Giriş

Yirmi birinci yüzyıla giren dünyada, ülkelerin sanlarına daha iyi bir yaşan düzeyi sağlamaya, bu amaçla ekonomik, sosyal ve kültürel yönden kalkınarak toplumun refah düzeyini arttırmaya çalışmaktadır. Kalkınma çoğu kez ülkedeki toplam gelir artışı ile aynı olarak düşünülse de gerçekte kalkınma refah düzeyi  ile ilgili bir kavramdır. Günümüzde dünya bilgi toplumu olma yolunda ilerlemektedir. Bilgi ve bilgili insan gücünün, ekonominin en önemli girdileri haline gelerek sermayenin ve üretim faktörlerinin birbirini oluşturması bilgi toplumunun en önemli özelliğidir (Özdemir, 2006). İnsan gücü kaynağının geliştirilmesi ile ekonomik kalkınma ve gelişme düzeyi arasındaki ilişkiler eğitim ve ekonomi ilişkilerinin odak noktasını oluşturur (Tezcan,1985).

Ekonomi, insanların sınırsız olan ihtiyaçların cevap veremeyen kıt kaynakların daha verimli kullanılması, geliştirilmesi ve artırılması ile ilgili yolların araştırılması ve bu alanda yaşanan sorunların incelenmesi ile ilgilenen bir bilimdir. Bu bilimin temel amacı da insanların karşılaştıkları ekonomik sorunlarının nedenlerini araştırmak ve çözüm bulmaktır (Keskinkılıç,2006).

EĞİTİM - EKONOMİ İLİŞKİSİ

Sosyal bir varlık olan insan, temelde biyolojik bir varlıktır. İnsanın en temel amacı hayatta kalmak ve kendi varlığını sürdürmektir. Hayatta kalabilmesi için yeme, içme, giyinme, barınma, korunma gibi doğal gereksinmelerinin karşılanması gerekir. İnsan, günlük hayatta vermiş olduğu kararlar ve yapmış olduğu eylemler ile bu gereksinmelerini gidermek için çaba göstermektedir( Kızıloluk,2007).

İnsan gücü kaynağının geliştirilmesi ile ekonomik kalkınma ve gelişme düzeyi arasındaki ilişkiler eğitim ve ekonomi ilişkilerinin odak noktasını oluşturur.Bu çerçevede eğitim talebi, eğitim hizmeti arzı, eğitimin tüketim ve yatırım özelliği, eğitim hizmetlerinin finansmanı, eğitim ve ekonomik kalkınma gibi konular bu ilişkilere birer örnektir. Eğitim, ekonomik kalkınmanın bir sonucu olarak artan mal ve hizmet üretiminde olan istemi arttıran, hayat düzeyini yükselten bir etkendir (Tezcan,1985).

Sistem birlik ve beraberlik niteliği taşır. Belirli yasalara göre çalışır ve bulun bir sonuç elde eder. Sistemlerin bazı özellikleri vardır. Her sistem başka bir sistemin parçasıdır ve bir çok alt sistemlerden meydana gelir. Sistemin bütün  parçalarının gerçekleştirmeye çalıştığı bir amacı bulunur (Keskinkılıç, 2006).

Kıt Mal

İnsanların tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar bol olmayan mal ve hizmetlerdir.Elde etmek için bir bedel ödemesi gereken her mal kıttır(Keskinkılıç, 2006).

Serbest Mal

Herkesin ihtiyacını sınırsız olarak karşılayabilecek kadar bol olan mallar serbest maldır. Eğitimde kullanılan malların neredeyse tamamına yakını kıt mal olduğundan başlangıçta bu malların kullanımına ilişkin seçimler önem kazanmaktadır (Keskinkılıç, 2006).

Alternatif Maliyet

Alternatif maliyet yada vaz geçme maliyeti Kıt kaynakların alternatif kullanım alanlarından bir tanesinin seçilerek kullanılması durumunda diğer kullanım alanlarından vaz geçilmesidir (Keskinkılıç, 2006).

EĞİTİM VE KALKINMA

Kalkınma çoğu zaman, artan gelir düzeyi olarak yorumlanır. Daha .geleneksel bir görüş, kalkınmayı ortalama gelir düzeyindeki büyüme ile eşdeğer sayar, ancak, 1970'lerden bu yana ekonomistler kalkınmayı yorumlarken dikkatlerinin adağını giderek gelir dağılımına kaydırmışlardır. Son yıllarda Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan Beşeri Gelişme Raporlarında kalkınmanın değişik bir anlamı üzerinde durulmaktadır. Bu raporlardaki belirlemelere göre, beşeri gelişme, ekonomik kalkınmanın asıl amacını oluşturmaktadır. Bunun sonucu olarak, az gelişmişlik, gelir yoksunluğundan ziyade, kimi temel yeteneklerin yetersizliği olarak kabul edilmektedir. Geri kalmışlığın en önemli nedeni üretimdeki düşüklük ve kalitesizliktir. Çünkü zenginlik kalkınmışlık değildir; kalkınmada çok önemli bir unsurdur. Geri kalmışlıktan kurtulma bir ulusal bilinçlenme ve değişme olayıdır. Bu ise, yaratıcılığı, yenilikçiliği, dünya pazarlarına açılmayı zorunlu kılar. Kalkınmada bilginin topluma, becerili insan gücüne gereksinim vardır. Kalkınmanın beyni olan bireyin bilinçlenmesi, arama, çalışma, öğrenme, düşünme isteği ile donatılması gerekir. Bunların yolu ise eğitimden geçer. Dünya Bankası tarafından yapılan bir incelemeye göre, bir ülkenin kalkınma hızı salt fiziksel sermayenin artmasından pek etkilenmemektedir. Aynı incelemede, kalkınma hızının artmasında esas etkinin dünya pazarına açılmaktan ve nitelikli mühendis ve bilim adamı sayısının artmasından kaynaklandığı belirtilmektedir (Baş,1997).

Kalkınmanın sürdürülebilir olması ülke ve kaynaklar açısından önemli bir konudur. Sürdürülebilir kalkınma insan ile doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları tüketmeden , gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanmasına imkân verecek şekilde bugünün ve geleceğin yaşamını kalkınmasını ve programlama anlamını taşımaktadır ( İnt kyn.2)

Bir ülkenin üretim artışını nasıl gerçekleştireceği ekonomik kalkınmada önemli bir sorundur. Kuramsal modellerde işgücü ve sermaye, üretimi belirleyen ana öğeler olarak ele alınmakla birlikte, büyür neyi hesaplama modellerinden, incelemeler sonucunda ortaya çıkan kanıtlara göre, kullanılan sermaye miktarı ve istihdam edilen iş gücü süresi, kişi başına üretim artışının  ancak küçük bir oranını açıklamaktadır. Bu bulguların ışığında, kurancılar büyümeyi özendiren faktörleri saptamak için, büyürneyi hesaplama modellerini genişletmeye gitmişlerdir. Bu modellerin bulgularına göre, kullanılan girdilerin niteliği, organizasyon şekli ve teknoloji, ekonomik büyürneyi hedefleyen faktörlerdir. Bu faktörlerde değişiklik yaparak, yatırımlarını arttırarak, ülkeler daha yüksek büyüme hızına ve kalkınma düzeyine ulaşabilirler. Gelir düzeyi düşük olan ülkelerin sahip olduğu kaynaklar içinde en bol olanı iş gücüdür. Ne zaman ki bir ülke, iş gücünü düşük verimli etkinliklerden daha yüksek verimli etkinliklere ve sektörlere kaydırır, eğitim ve öğretimle iş gücü kalitesini iyileştirirse, ekonomik büyümesini de özendirmiş olacaktır (Baş,1997).

EĞİTİM VE VERİMLİLİK

Ekonomide kullanılan verimlilik kavramı ile eğitimde kullanılan verimlilik kavramı arasında aslında bir farklılık yoktur. Her iki alanda da verimlilik girdiler ile çıktılar arasındaki oransal ilişkilere dayanır. Bir başka ifade ile bir miktar girdiden elde edilen maksimum çıktı miktarı bu girdilerle ilgili etkinliğin verimliliğini göstermektedir (Keskinkılıç,2006).

Verimliliğin arttırılması sadece girdi ve çıktı arasındaki oransal ilişki değildir şüphesiz. Aynı girdiden daha nitelikli, daha dayanıklı çıktıların elde edilmesi de işlemin verimliliğine işaret eder.

Eğitimde verimliliği ise öğrencilerin eğitimleri için harcanan maddi kaynaklar ve emeğe karşılık elde edilen çıktının yani eğitim almış olan öğrencilerin nitelikleri ile belirleyebiliriz. Eğitim süreci sonrasında öğrencilerde uzun süreli davranış değişikliklerinin olması, hedeflenen özellikleri kazanmış olmaları ve bu özellikleri sebebiyle de iş piyasasında tercih edilmiş olmaları onlar için gerçekleştirilen eğitimin verimliliğini göstermektedir(Keskinkılıç,2006).

Eğitim ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi ilk araştıran iktisatçılar, eğitimin ekonomik büyümeye olan katkısına dikkat çekmişlerdir . İktisatçılar geleneksel üretim fonksiyonunda emek ve sermaye değişimlerinin açıklayarnadığı üretim artışlarının, çalışanların eğitim düzeyindeki artıştan ileri geldiğini ancak 1960'larda fark edebilmişlerdir. Son otuz yılda, 100'e yakın ülkede yapılan çalışmalar, eğitime yapılan yatırmaların kişi başına artan gelirin açıklanmasında çok önemli bir değişken olduğunu ortaya koymaktadır(Baş,1997).

Artırılmış beşeri sermaye birikimi; eğitim-yoğun araştırma ve geliştirme endüstrisini yaygınlaştırarak, yeni teknolojilerin geliştirilmesi için yatırımları arttırmaktadır. Bu durum, ekonomik kalkınmayla birlikte beşeri sermaye de büyüdüğünden, sistematik araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin niçin zengin ülkelerle sınırlı kaldığını da açıklamaktadır. Beşeri sermayesi çok olan ülkeler, daha düşük doğurganlık oranına ve gayri safi milli hâsılaya oranla yüksek maddi yatırımlara sahiptir(Baş,1997).

EĞİTİM VE ARZ-TALEP

Bireylerin belli bir konu ile ilgili olarak bir eğitim kurumuna devam edebilme olanak ve isteği eğitim talebini oluşturur . Eğitim talebinde etkili olan makro ve mikro faktörler söz konusudur

Makro etmenler:Bireylerin eğitim talebini belirlemede ülkelerin nüfusu, yaş ve cinsiyete göre dağılımdan, milli gelir ve bu gelirin dengeli dağılımı gibi unsurlar gösterilebilir.

Mikro etmenler:Tüketici tercihleri ve eğitimin fiyatı sayılabilir(Keskinkılıç,2006).

Cumhuriyet sonrası ülkemizin kalkınma mücadelesi  göz önüne alındığında başlangıçta bu tür eğitim talebi yok denecek kadar az  iken günümüzde köylere kadar indiği görülmektedir.Tüketicilerin tercihleri de eğitim  talebini etkilediği bilinmektedir. Kurumların maliyeti, eğitim kalitesi vb. unsurlar eğitim talebini mikro düzeyde etkilemektedir(Keskinkılıç,2006).

Eğitim Arzı (Sunumu)

Belirli- bir süre içinde belirli bir fiyattan satılmak istenen mal miktarına arz denir. İlk ve ortaöğretim kuruluşlarıyla ve üniversite gibi eğitim kurumlarını eğitim hizmeti görmek için arz ettikleri zamana eğitim arzı denir. Öğrenciler herhangi bir eğitim kurumuna devam ettiği sürece, binalar, kütüphaneler,laboratuarlar vb. emek unsurlarının işbirliğinden  eğitim hizmeti denilen bir mal elde edilir. Bu mal piyasaya arz edilir. Malın piyasaya arz edilmesi kamu tarafından yapılır. Yalnız arzın talepten önce piyasaya sunulması gerekir. Çünkü artan veya artacak nüfus, eğitimi talebi yaratacak ve bu talebe de hazır yakalanmak için arzın piyasaya önceden sunulması gerekir( Int.kyn.3).

Eğitim sunumunu etkileyen başlıca etkenler;

a-) Eğitim hizmetinin maliyeti

b-) Eğitimin girdileri

c-) Eğitim hizmetinde üretim işlevi

d-) Eğitim sunu ve fiyat ilişkisi.

KAYNAKLAR

 

Baş, K., 1997, Eğitim kalkınma, gelir ve doğurganlık ilişkileri: Mersin Örneği,Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi DergisiCilt: 52 Sayı: 1

Keskinkılıç, K.2006 , Eğitim bilimine giriş, sempati yay.

Kızıloluk, H., 2007, Eğitimin ekonominin amaçları ve içeriği üzerindeki etkileri,C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 8, Sayı 1,

Tezcan, M., 1985, Eğitim sosyolojisi, Ankara üniversitesi eğitim bilimleri fakültesi yayınları, No:150

http://www.gap.gov.tr/gap/gap-ve-surdurulebilir-kalkinma/surdurulebilir-kalkinma-nedir(09.10.2011) (09.10.2011)

www.iudergi.com/tr/index.php/iktisatmecmua/article/view/.../7251(09.10.2011)

Özlem EMREM...

Yorum Yaz