EĞİTİM PROGRAMINDA HEDEF

Eğitim Programında Hedef

Hedef (kazanım) genel anlamıyla varılmak istenen nokta ola­rak tanımlanabilir(Sönmez, 2011). Hedefler, program geliştirme literatüründe genelde bir eğitim programının geliştirilme sürecinin ilk aşaması olarak kabul edilmektedir. Eği­timdeki program geliştirme çalışmalarında en önemli hususlardan birini he­deflerin belirlenmesi oluşturmaktadır. Hedef, ulaşılmak istenen nokta ya da sonuç olarak tanımlanabilir. Ertürk (1998) eğitimde hedefi; "bir öğrencinin planlanmış ve tertiplenmiş yaşantılar sayesinde kazanması kararlaştırılan ve davra­nış değişikliği veya davranış olarak ifade edilmeye elverişli olan bir özellik" olarak ifade etmiştir(Özdemir, 2007).

Öğretim hedefleri öğrencinin gelişim seviyesine göre belli bir konuda ulaşabileceği bilgi, beceri ve tutumları tanımlar. Zihinsel ağırlıklı öğrenme düzeyi itibariyle öğretim hedefleri, öğrencinin bilgiyi tanıma, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme düzeyindeki yeterliklerini tanımlar (Beydoğan, 2006).

Geliştirilmesi düşünülen her türlü eğitim programının belli bir hedefi ya­ni ulaşmak istediği nokta vardır. Örneğin, Türk Milli Eğitiminin ulaşmak istediği nokta 1973 yılında çıkarılan 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda şöyle belirtilmektedir;

"Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçili­ğine bağlı;Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benim­seyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan de­mokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştir­mek" ( Özdemir, 2007).

Hangi konuda ya da derste olursa olsun, herhangi bir program geliştirme çalışmasında hedefler söz konusu programın genel yönünü göstermektedir. Ne yapmak istiyoruz?, Nasıl bireyler yetiştirmek istiyoruz?, Yetiştirmek iste­diğimiz bireyler hangi özelliklere, yaşantılara, davranışlara sahip olacaklar? gibi sorulara bu süreçte cevap aranmaktadır (Özdemir, 2007).

Eğitimde nesne (obje) insandır. İnsan aynı zamanda öznedir  de. Bu durumda istendik davranışın ölçütleri, insanın gözlenip ölçülebilir özelikle­rinden çıkarılabilir. Bugünkü bilimsel bilgiye göre "insan genellikle 46 kromozomdan oluşan biyo, kültürel, toplumsal ve psikolojik bir varlık" olarak betimlenebilir. Bu betimlemeden hareketle, istendik davranışların belirleyicileri:

İnsan, toplum, konu alanı (bilim, sanat, felsefe vb.) ve doğa olabilir; çünkü insanın biyolojik yapısı, yani ge­lişmiş bir beyin ve sinir sistemi, doğuştan getirdiği yetenekleri, ge­liştirilebilecek tutum, kişilik, ilgi vb. kapasiteleri vardır. Ayrıca bir toplum içinde yaşamaktadır. Doğanın yaptıklarının dışında, insa­noğlunun yapıp ettiklerinin dirik bir örüntüsü olan kültürle etkileşim içindedir. Üstelik doğal bir çevrede yaşamaktadır. Tüm bunların etkileşimi sonucu onun psikolojik yapısı oluşmaktadır. İşte bu öze­liklere bakmadan istendik davranışı saptamak, onun niteliğine ters düşebilir (Sönmez, 2011).

HEDEF DAVRANIŞLARIN SAPTANMASI

Hedef davranışların saptanmasında üç basamak bulunmaktadır.

  1. Belirleyiciler
  2. Süzgeçler

BELİRLEYİCİLER

İstendik davranışın belirleyicileri,  insanın  özeliklerinden çıkarılabilir. Bunlar; toplumsal gerçek, konu alanı (bilim, sanat, felsefe vb), kişi (birey) ve doğa olarak ele alınabilir(Sönmez, 2011).

Toplumsal Gerçek:Kültürel gerçeğin önemli bir öğesi olarak kabul edilir. Kül­türel gerçek; toplumsal, ekonomik ve siyasal sistem olarak ele alına­bilir. Toplumbilim (sosyoloji) genel olarak kişi, kurum ve toplum ara­sındaki ilişkileri inceleyen bir bilim dalıdır. Bir toplumsal sistem, çeşit­li kurum ve kuruluşlarla bunlar arasındaki ilişkilerden oluşur. Bu kurumlar; aile, cemaat, cemiyet, kabile, klan, okul, ulus, devlet vb. olabilir. Ayrıca toplumda göç, kentleşme, intihar, suç, evlilik, bo­şanma, işsizlik, savaş gibi olgular da vardır. Gelenek ve görenekler, inanç sistemleri, moda, nüfusun yerleşimi, cinsiyete, yaşa, meslek­lere göre dağılımı, toplumun gereksinim duyduğu insan gücü, okul, hastane, fabrika, işyeri vb. toplumsal sistemin öğeleridir. Bu açıdan toplumsal sistem, ekonomik, politik ve eğitim sisteminin bir üst sistemidir. Bu nedenlerden dolayı her sistem; hangi toplum, ulus için kuruluyorsa, o toplumun gerçeğinden hareket etmek zorunda­dır; çünkü o gerçeğe dayanmayan ve ondan hareket etmeyen sis­tem kısa zamanda bozulup yıkılmak zorunda kalabilir. Kurulacak bir sistem, toplumsal gerçeğe hem uymalı, hem de onu temele alıp da­ha tutarlıya doğru değiştirip geliştirmeye yönelmelidir. Eğer top­lumsal sisteme yalnız uymakla kalırsa, onu değiştirip geliştiremez (Sönmez, 1993).

Konu Alanı: Hedef davranışların diğer belirleyicisi bilim, sanat, düşünce gibi insan etkinlikleri olabilir. İstendik davranışlar bir içerikle kenetlidir. Bunlar matematik, fizik, kimya, biyoloji, tıp, jeo­loji, psikoloji, sosyoloji, antropoloji, tarih, coğrafya, ekonomi, resim, müzik, mimari, edebiyat, tiyatro, fotoğraf, sinema, beden eğitimi, kayak, futbol, torna, tesviye, makine mühendisliği, ağaç işleri, me­talürji, felsefe, mantık vb. olabilir. Hedef davranışlar, bilim, sanat ve düşünce alanlarındaki gelişmelere ve değişmelere uygun olmalıdır. Örneğin; çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmak bir ülke için he­defse, çağdaş bilim, teknik, sanat ve düşünceye göre kişiler yetişti­rilmelidir; çünkü hedef ancak bu özeliklerle gerçekleşebilir. Bilim, teknik, sanat ve düşünce alanındaki gelişmeler, hedeflere yansıtıl­malıdır; çünkü karşılaşılan sorunların çözümünde doğru yani geçer­liği ve güvenirliği yüksek önermeler işe koşulmalıdır. Ayrıca bilim­sel, teknik, sanatsal ve felsefi düşünce kişinin esnek olmasını, çok boyutlu düşünmesini, bilimsel şüpheyle donanık olmasını, her bil­ginin nesneye ulaşma derecesine, ölçütlere, yöntemlerin özelikleri­ne, insanın bilme, kavrama, uygulama, analiz, sentez, değerlendir­me ve zihinsel gücünün sınırlılığına, ölçütlere göre olduğunu bilip davranmasını gerekli kılar. Bu ilkeler, bilimsel, teknik, sanatsal ve düşünsel etkinliklerin temeli olarak ele alınabilir. Bu bağlamda, he­defler saptanırken konu alanının özelikleri de göz önüne alınmalıdır (Sönmez, 2011).

Kişi (Birey):Eğitim sisteminin temel öğesi insandır. İnsan hem özne, hem de nesne durumundadır. Her türlü etkinlik, insanın davranışlarını istendik yönde değiştirmek üzere düzenlenir. İnsan biyo, kültürel, toplumsal ve psikolojik bir varlık olarak ele alınabilir. Bu önermeden de anlaşılacağı gibi, insanın temel yapısı biyolojiktir; çünkü o, genel olarak 23 anneden, 23'de babadan alarak 46 kromo­zomdan ve tahminen 20 trilyon hücreden meydana gelmektedir. Bu yapı onun gizil güçlerini de oluşturur. İnsanın bilişsel, duyuşsal, devinişsel, sezgisel alanlarla ilgili doğuştan getirdiği özelikler vardır. Bu özelikler, ona kazandırılacak hedef davranışların sınır­larını çizebilir. Örneğin; doğuştan müzik yeteneğine sahip bir kişi­nin bu yeteneğinin sınırları, onun hangi davranışları kazanacağını belirleyebilir. Ayrıca bu tür doğuştan getirilen gizil güçler, eğitimle geliştirilebilir; çünkü eğitimin bir görevi de kişinin yeteneklerini en üst sınıra kadar getirmektir (Sönmez, 2011).

İnsanın gereksinimleri fizyolojik, güvenlik, sevgi-saygı, statü kazanma, kendini gerçekleştirme biçiminde aşamalı olarak beş basamağa ayrılmıştır. Bunlar, insanın insan olarak yaşaması için zorunludur. Fizyolojik gereksinimlerin bir adı da yaşamı sürdürme­dir; çünkü bunlar; açlık, susuzluk, uyku ve sekstir. Bunları insan gidermeden yaşayamaz. Yalnız bunları değil, bunlarla beraber aynı zamanda güven, sevme-sevilme, statü kazanma, kendini gerçekleş­tirme gereksinimlerini de gidermelidir. Bu nedenlerden dolayı, eği­timde hedef davranışlar belirlenirken, insanın bu gereksinimlerini yaşadığı doğal ve toplumsal ortamda nasıl gidereceği de göz önüne alınmalıdır (Sönmez, 2011).

Hiçbir insan diğerinin aynı değildir. Bir bakıma her insan diğe­rinden farklıdır; fakat bir bakıma da onun diğer insanlarla benzer tarafları vardır. Her insanın farklı ve benzer yanlarını geliştirmek de eğitimin hedeflerindendir. Bunlar, özel yetenek ve ilgi alanları olabi­lir. Üstün yetenekli, öğretilebilir ve eğitilebilir insanlar her toplum­da bulunabilir. İşte benzer yeteneklere sahip olanlar teker teker eğitilecekleri gibi, birlikte de eğitilebilirler (Sönmez, 2011).

Doğa: İnsan aynı zamanda doğal bir varlıktır ve doğal bir ortama doğmaktadır. Yeme, içme, nefes alma, seks gibi temel gereksinim­lerini doğadan karşılamaktadır. Doğal ortam olmadan, insanın ya­şaması mümkün değildir; ama insan olmadan doğal yaşam sürebi­lir. İnsan doğal yaşamı hızla bozmaya başladı. Hava, su ve toprak kirlenmesi insanlığı tehdit eder bir duruma geldi. Böyle devam ederse, insanların büyük bir çoğunluğu çok kısa bir zamanda ölebi­lir. Ayrıca doğadaki enerji kaynaklan hızla tükenmektedir. İnsan bu kaynakların yerine yenilerini koymak, ya da bulmak zorunda kalabi­lir. İşte bu nedenlerden dolayı, doğayı koruyacak ve onunla denge kuracak kişiler yetiştirmek gereklidir. Eğitimde istendik davranışlar belirlenirken, insan artık doğayı da göz önüne almak zorundadır (Sönmez, 2011).

Toplumsal gerçek, konu alanı, kişi ve doğayı göz önüne alıp, bunlardan birine ters düşmeden, onlarla dirik bir denge kurarak saptanan hedeflere ADAY HEDEFLERdenilebilir. Aday hedefler bu dört belirleyiciden geçmek zorundadır. Bunlardan birine takılan hedef elenebilir (Sönmez, 2011).

SÜZGEÇLER

Aday hedefler eğitim psikolojisi, eğitim felsefesi, eğitim ekono­misi ve eğitim sosyolojisi süzgeçlerinden geçirilmelidir. Bunların birine takılan aday hedefler elenir. Süzgeçler, hedeflerin diğer ölçüt­leri olarak düşünülebilir(Sönmez, 2011).

Eğitim Psikolojisi:Psikoloji, davranışları inceleyen bir bilim dalı­dır. Eğitim de istendik davranış değişiklikleri oluşturma süreci olarak ele alınabilir. Beyinde oluşan istendik biyokimyasal değişiklikler şimdilik davranışlarda gözlenebiliyor. Davranışlara bakarak kişinin öğrenip öğrenmediğine karar verilebilir. Bu bağlamda eğitim ile psi­koloji arasında anlamlı bir ilişkiden söz edilebilir. Ayrıca psikoloji davranışların nasıl ve ne yolla kazanıldığını da araştırır, öğrenme strateji, yöntem ve tekniklerinin neler olduğu konusunda ilkeler ve kuramlar oluşturur. İşte bunlar eğitimi etkileyebilir; çünkü eğitimin bir özeliği de istendik davranışları kazandırmak için eğitim durumları oluşturmaktır. İstendik davranışların eğitim yoluyla oluşturulup oluş­turulmadığı önemlidir. Eğer eğitim yoluyla öğrenciye kazandırılamıyorsa, o davranış hedef olamaz. Bundan başka yine davranış ölçülemiyorsa, yine hedef olarak ele alınamaz. Bu özelikler, hedefleri belir­lemede eğitime katkı getiren ölçütler takımı olabilir (Sönmez, 2011).

Eğitim Ekonomisi:Ekonomi, sonsuz insan isteklerini, kıt ve sınırlı kaynaklarla karşılama yollarını arayan bir bilim dalı olarak ele alınabilir. Eğitim, insana yapılan uzun vadeli bir yatırımdır. Yetişmiş insan gü­cünün niceliği ve niteliğiyle, ülkelerin kalkınma hızı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu ilişki .30 ile .60 arasında değişmektedir. Ülkenin gereksinim duyduğu insan gücünü yetiştirecek olan eğitim sistemidir. Eğitim sistemi, insanları en azından tutarlı bir üretici ve tüketici olarak yetiştirmek zorundadır. Bunu yapabilmesi için, ekonominin gerek­sinim duyduğu insan tipini hem nicelik, hem de niteliksel olarak yetiştirmelidir. Eğer bunu sağlamazsa, ülke ekonomisi dar boğaza girebilir, devlet entropiye kayabilir. Üstelik böyle bir durumda eği­tim sistemi, kendisine yapılan yatırımları boşa harcamış olabilir. Onun için kişide bulunması kararlaştırılan hedef davranışlar, hem en kısa zamanda kazandırılacak, hem de en ucuza mal olacak şekilde belirlenmelidir (Sönmez, 2011).

Eğitim Felsefesi:Felsefe, gerçeğin tümüyle temellendirmeye dayalı bağ kurma süreci ve bu sürecin sonunda elde edilen dirik bilgiler olarak ele alınabilir. Eğitim istendik insan davranışlarıyla uğraşmaktadır. İstendik davranışlar da gerçeğin kapsamı içindedir. Her istendik davranışın temelinde en azından bir sayıltı yatar. Sayıltılar, felsefi niteliktedir. Bu açıdan hiçbir zaman felsefeden kaçılamaz. İstendik davranışlar insana kazandırılacaktır. Kazanımlar, yani istendik davranışlar, eğitim ve sınama durumlan tek bir kişiye ve kendisince belirleneceği gibi toplum, doğa, bilim, sanat, düşünce tarafından dinamik dengeyle de sapta­nabilir. Sözün kısacası her şey olabilir (Sönmez, 1993).

Temele alman felsefeye göre saptanan hedefler, yine aynı felse­fenin savunduğu mantığa göre iç ve dış tutarlık açısından denet­lenebilir. Birbirine ters düşen hedefler saptanıp elenebilir. Ayrıca iç ve dış tutarlığı olan hedef takımlarına yeni hedefler eklenmek iste­nince, mantıktan yararlanarak bu iş yapılabilir (Sönmez, 2011).

Eğitim Sosyolojisi:Sosyoloji, kişi, kurum ve toplum arasındaki iliş­kileri inceleyen bir bilim dalıdır. Eğitimde istendik davranışların belir­leyicilerinden biri de toplumdur. Toplumsal gerçeğin önceliğine göre belirlenen aday hedefler, o toplumun genel özeliklerini içerir. Oysa burada söz konusu olanlar, ülkenin değişik sosyoekonomik bölgeleri içindir. Örneğin; Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz, Ak­deniz, Marmara, Ege, İç Anadolu bölgelerinin her birinin sosyo­ekonomik ve kültürel özelikleri bir bakıma birbirinden farklıdır. Ayrıca bu bölgelerin köy, kasaba, kentlerindeki toplumsal özelikler birbirine benzemeyebilir. Bir bölgede çocuk ölümleri; bir bölgede kan davası; diğer bir bölgede ülkenin gelişmiş büyük kentlerine göç vb. vardır. İşte ülkenin genel toplumsal gerçeğine göre saptanan aday hedefler, her bölgenin, kentin, kasabanın, köyün özeliklerine göre gözden geçirilmeli ve ona göre yeniden belirlenmelidir. Eğer böyle davranılmazsa, eği­tim sistemi etkili olamayabilir (Sönmez, 2011).

ADAY HEDEFLER; eğitim psikolojisi, eğitim ekonomisi, eğitim felsefesi ve eğitim sosyolojisi süzgeçlerinin her birinden geçirildik­ten sonra OLASI HEDEFLER adını alabilir. Olası hedefler gerçek­leştirilecekler değildir. Bu süzgeçlerin birine takılan aday hedefler elenebilir (Sönmez, 2011).

GİRDİLER

Hedef davranışların saptanmasının üçüncü ve son basa­mağı girdilerdir. Bu basamak; öğrenci sayısı, onun yaşı, cinsiyeti, toplumsal, ekonomik ve politik yapısı, bilişsel, duyussal, devinişsel, sezgisel alanlarla ilgili hazır bulunuşluk düze­yi, yatırım, yeni araç-gereç, yeni personel ve bilgiden oluşmaktadır (Sönmez, 2011).

Bu durumda bazı hedeflerden vazgeçilebilir, ya da onlar ertelenebi­lir. Aynı şekilde gelenek, görenek ve inanç sistemlerinin, politik görüş­lerin baskın olduğu toplumlardan gelen ve bazı tabuların bulunduğu kişilerden oluşan bir okul, kurs ya da derste bazı hedef davranışlar işlenemez. "Seks ve doğum kontrolü, inanç sistemlerinin göreceliği" gibi konularla ilgili hedef davranışlar bu gibi toplumlarda yetişeklerde yer alamaz savı, örnek olarak verilebilir. Bu tür hedef davranışlar daha sonraki yıllara o öğrenci grubu için bırakılabilir (Sönmez, 2011).

Öğrencinin Hazır Bulunuşluk Dü­zeyi:Öğrencinin bilişsel, duyuşsal, devinişsel, sezgisel alanlarla ilgili dağarcığında getirdikleri bu başlığın içinde ele alınabilir. Bu basamak, "muhtemel öğrencilerden" okula, kursa, derse gelen "müşteri öğrenci­lerle" ilgilidir. Bu öğrencilerin bildikleri, bilmedikleri, yetenekleri, ilgisi, tutumu, özgüveni, güdülenmişliği, kas ve vücut gelişimi, uya­rıcıları algılama gücü gibi özelikleri kapsamaktadır. Söz gelişi; ilko­kul birinci sınıfa alınacak öğrencilerin tümü ülke genelinde 6 ve 7 yaşında olması gerekmektedir; çünkü bu öğrenciler okuma-yazma, yüze kadar sayma, toplama, çıkarma bilmezler; kas, vücut, bilişsel, duyuşsal, devinişsel, sezgisel becerilerle ilgili gelişimleri eğitim ve öğretim için yeterlidir. İşte ülke genelinde muhtemel öğrencilerin genel özelikleri bunlar olabilir. Bu muhtemel öğrencilerden belli bir bölgedeki okula yazılanlar -yani müşteri öğrenciler arasında okuma-yazma bilenler, yüze kadar sayanlar, toplama, çıkarma işlemlerini yapanlar, vücut, kas gelişimi, bilişsel, duyuşsal, devinişsel, sezgisel becerileri uygun olan ve olmayanlar bulunabilir. Oysa, aday ve olası hedefler ülke genelindeki özeliklere göre belirlenmiştir. Bu genel özeliklere uymayan müşteri öğrenciler varsa, bunlara göre hedef davranışların tekrar belirlenmesi gerekebilir; çünkü okuma-yazma bilenlere, yüze kadar sayabilenlere, toplama ve çıkarma işlemlerini yapabilenlere tekrar bu hedef davranışları kazandırmaya çalışmak, en azından zaman, emek ve yatırım açısından gereksizdir. Ayrıca muhtemel öğrenciler için saptanan aday ve olası hedef davranışlar, okula gelen öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerinin üstünde ola­bilir. O zaman da bu hedef davranışlar, öğrenciye kazandırılamaz (Sönmez, 2011).

Yatırım:Hedef davranışları her bir öğrenciye kazandırmak için devletin, ailenin, öğrencinin yaptığı harcamalar ile, vazgeçme mali­yeti vardır. Devlet, aile, öğrenci bu parayı okumaya değil de başka bir işe yatırsaydı, kazancı olacaktı. İşte bu kazançtan da vazgeçiyor. Buna vazgeçme maliyeti denir. Okula eğitim ve öğretim için devlet, aile ve öğrenci tarafından verilen (ayrılan) para, hedef davranışların belirlenmesinde etkili olabilir; çünkü her hedef davranışın bir mali­yeti vardır. Eğer o maliyet sağlanmazsa, hedef davranış kişiye ka­zandırılamaz. Örneğin; "çevremizdeki temel toplumsal olguları bi­limsel yöntemi kullanarak inceleyebilme, bilgisayarı temel amaçlar için kullanabilme" gibi hedefler belirlenmiş; fakat bunlar için gerekli mali kaynak sağlanmamışsa, hedef davranışlar gerçekleşemez. Di­ğer açıdan okulun elektrik, su, ısıtma, iletişim, demirbaş eşya vbgereksinimleri karşılayacak mali kaynağı yoksa ya da yeterli değil­se, eğitim ve öğretim aksayabilir; pek çok hedef davranıştan vazge­çilebilir. Bunlardan başka, kazandırılacak hedef davranış çok paha­lıya mal oluyorsa ve onun kazanılmasından elde edilecek yarar çok az ise, yani astarı yüzünden pahalı ise, yaşamsal zorunluluğu yoksa hedef davranıştan vazgeçilebilir. Tüm bu nedenlerden dolayı, hedef davranışlar, yatırım boyutu da göz önüne alınarak saptanmalıdır (Sönmez, 2011).

Yeni Araç-Gereç:Olası hedefler belirlendikten sonra, o hedeflerin kazandınlması için her okulda bulunan araç-gereçlerin dışında başka ya da yeni araç gereçlere gereksinim olabilir. Yukarıdaki "bilgisayarı temel amaçlar için kullanabilme" hedefi muhtemel öğrenciler için saptanabilir; ama bir köy ya da kasaba okulunda bilgisayar yoksa, bu hedef o okulun öğrencilerine kazandırılamaz. Bu nedenden dolayı, elenebilir. Belli bir süre sonra, bilgisayar alınır ve belli koşullar yerine getirilirse (öğretmen, gerekli donanım, enerji vb.) yukarda belirtilen hedef, kazandırılmak üzere yetişeğe konulabilir (Sönmez, 2011).

Yeni Personel:Hedef davranışları öğrenciye kazandırmak için eğitim ortamına katı­lan kişilerin (öğretmen, uzman, usta, hizmetli, yönetici, denetmen vb.) varlığı, niceliği ve niteliği  de  bunları   saptamada  göz   önüne alınmalıdır. "Bilgisayarı, temel amaçlar için kullanabilme" olası hedefi, muhtemel öğrenci­ler için saptanmış olabilir. Eğer okulda bu hedefi gerçekleştirecek öğretmen, uzman, usta, hizmetli yoksa, bilgisayar bulunsa bile bu hedef yetişekte o okulun öğrencileri için yer almayabilir. Ne zaman okula bilgisayar öğretmeni, uzmanı, ustası atanır ve diğer koşullar yerine getirilirse, o zaman bu hedef kazandırılmak üzere yetişeğe konabilir (Sönmez, 2011).

Yeni Bilgi:Bu boyutta okul, ders, kursla ilgili kurum ve kuruluş­lardan gelen yasa, emir, yönetmelik, istek ve bilgiler hedef davra­nışları etkileyebilir. Bunlar bazı dersleri, üniteleri, konuları vb. kaldı­rabilir ya da yeni ders, ünite ve konular koyabilir. İşte bu durumda hedef davranışlar yeniden belirlenmelidir. Ayrıca dönütlerden sağ­lanan bilgi de hangi hedef davranışların elde tutulacağını, atılaca­ğını, ya da onarılacağını belirlemede kullanılabilir. Bu tür dönütlere bakarak kazandırılacak hedef davranışlar yeniden saptanabilir.Bu bağlamda, bu altı basamağa bakılarak olası hedef davranışlar gözden geçirilir ve elenenler atılır, onarılır ya da yeniden belirlenir. Böylece GERÇEKLEŞECEK HEDEFLER saptanabilir. Bu altı basa­maktan birine takılan olası hedef, yetişekten çıkarılabilir (Sönmez, 2011).

HEDEF (Kazanım) TÜRLERİ

Hedefler, genelden özele doğru Uzak Hedef, Genel Hedef ve Özel Hedef ol­mak üzere üçe ayrılabilir (Özdemir, 2007 ve Sönmez, 2011)

1-Uzak Hedef:Bu tür hedefler, genelde uzun bir süreç sonunda bireylerin sahip olması düşünülen bilgi, beceri, tutum, değer ve anlayış vb. gibi özellik­leri içerir. Uzak hedefler, aynı zamanda bir ülke eğitiminin politik yönünü de göstermektedir. Ertürk (1998).  Elli, yüz, yüz elli seneyi kapsayabilir. Bir bakıma uzgörüyü (vizyon) yansıtabilir. Bir ülkenin hangi düzeye çıkmayı amaçladığını gösterir. "Dünyanın en güçlü devleti olma, dünyaya ve uzaya egemen olma vb." (Sönmez, 2011).

Milli Eğitim Temel Kanununda belirtilen, "Milli Eğitimin Genel Amaçları" birer uzak hedeftir. Bu hedeflerde amaç, "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin deva­mını sağlayacak, Atatürk Milliyetçiliğine, İlke ve İnkılaplarına bağlı, Türk Milleti­nin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve ge­liştiren" vs. bireyler yetiştirmektir (Özdemir, 2007).

2- Genel Hedefler:Genel hedefler, uzak hedefin yorumu aynı zamanda da oku­lun iş görüsünü yansıtan hedeflerdir (Demirel, 2006). Genel hedefler, uzak hedeflere göre daha dar kapsamlı olup, ulaşılması daha kısa sürede gerçek­leştirilen hedeflerdir. Bu tür hedefler, genelde belli bir öğretim kademesinde ya da okul düzeyinde belirlenen hedefleri göstermektedir (Özdemir, 2007). İki türdür(Sönmez, 2011):

  1. Eğitimin Genel Hedefleri:Uzak hedefe ulaşmak için eğitece­ğimiz insanda bulunması gereken nitelikleri sergilerler. Anayasada ve 1739 sayılı Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçlarında yer alan he­ defler örnek olarak verilebilir. Genel hedefler, 3 madde halinde yasada belirtilmiştir. Bunlar iyi insan, iyi yurttaş ve iyi meslek adamı­nın nitelikleridir (Sönmez, 2011).
  2. Okulların Genel Hedefleri:İlköğretim, ortaöğretim ve yükse­köğretimden mezun olan bireyin hangi özeliklerle donanmış olacağını gösterirler. Her öğretim kademesinin hedefleri vardır. Bunlar birbir­lerini desteklemek zorundadırlar. Ayrıca okulun genel hedefleri, eğitimin genel hedefleri ve uzak hedeflerle kenetli olmalıdır (Sönmez, 2011).

3- Özel Hedef:Öğrenciye kazandırılması uygun görülen özellikler ve bir di­siplin ya da bir çalışma alanı için hazırlanmış olan hedefler özel hedeflerdir. Bir eğitim programında en kısa sürede ve en spesifik olarak kazandırılması düşünülen hedefler özel hedeflerdir. Bu tür hedefler, genel olarak bir dersin, ders içinde yer alan ünitelerin ya da konuların hedefleri olarak tasarlanmak­tadır (Özdemir, 2007). Her derste öğrenciye kazandırılacak hedef davranışlar vardır (Sönmez, 2011). Örneğin; İlköğretim 4. Sınıf Sosyal Bilgiler dersinin hedefleri özel hedeftir. Yine Sosyal Bilgiler dersinde yer alan "Üretimden Tüketime" ünitesinin ya da bu ünitenin içinde bulunan "Meslekler" konusunun hedefleri birer özel hedef­tir (Özdemir, 2007).

Hedef Alanları ve Aşamalı Sınıflandırılması

Bir eğitim programında öğrencilerin kazanmaları öngörülen tüm bilgi, be­ceri, tutum, değer ve anlayışlar en genelden en özele doğru sistematik biçim­de yer alır. Öğrencilerin gerek okul veya program düzeyinde, gerekse de bir ders veya bir konu düzeyinde kazanmaları gerekenler genel olarak üç alanda ifade edilirler. Bunlar; bilişsel, duyuşsal ve devinsel ya da psiko-motordur. Bu üç alan kendi arasında hiyerarşik olarak belirli basamaklar şeklinde sınıflan­dırılmıştır. Bu sınıflamaya Benjamin Bloom"taksonomi" (taxonomi) demek­tedir. Bahsedilen bu hedef alanları genel hatlarıyla aşağıda açıklanmaktadır (Özdemir, 2007).

I. Bilişsel Alan (Cognitive Domain):

Bilişsel alan, genel olarak bilginin zihinsel süreçlerden geçirilerek elde edilmesi ve günlük yaşamda kullanılmasını içeren öğrenme alanıdır. Bilişsel öğrenme alanı, Bloom'un taksonomisine göre 6 alt basamaktan oluşmaktadır (Özdemir, 2007).

Bilgi basamağı:Bilgi basamağındaki hedefler öğrencilerin terimler, olgu­lar, gerçekler, kurallar vb. gibi bilgileri hatırlamayı gerektirir. Bu düzeydeki öğrenme çıktılarını tanımlayan bazı eylem ifadeleri şunlardır: 'Tanımla, be­lirle, etiketle, listele, eşleştir, isimlendir, hatırla, seç, ifade et, naklet vb." (Borich, 2004).

Kavrama Basamağı:Bu basamak anlamanın en alt basamağını oluşturur ve çevirme, yorumlama ve öteleme (tahmin etme) gibi alt basamakları vardır (Ertürk, 1998).

Kavrama basamağında, bilgi düzeyinde kazanılan davranışların öğrenci tarafından özümsenmesi, kendine mal edilmesi, anlamının yakalanması söz konusudur (Sönmez, 2004). Bir konuyla ilgili açıklama yapma, yorumlama örnek verme, ileriye yönelik tahminlerde bulunma, bir bilgiyi grafiğe çevir­me ya da grafikteki bilgiyi yorumlama bu basamaktaki temel bilişsel beceri­lerdir. Kavrama düzeyindeki öğrenme kazanımlarını gösteren iradeler 'ise şunlardır: "Açıkla, örnekler ver, dönüştür, tahmin et, yorumla, genelleştir, ye­niden yaz, ayırt et, özetle vb/' (Gronlund, 1991).

Uygulama:Uygulama basamağı belli yöntem, teknik, ilke veya formülle­rin belirli bir durumda ya da problemin çözümünde kullanılmasını içerir (Özdemir, 2007).

Bu basamak hem bilgiyi, hem kavramayı gerektirir. Burada birey fikirleri bilgileri, prensipleri ve teorileri kullanır, değiştirir ya da yeni ve özel durum­lara uygular. Gösterisini yapar (Küçükahmet, 2005). Uygulama basamağında­ki öğrenme çıktılarını tanımlayan bazı ifadeler şunlardır (Morrison, Ross ve Kemp, 2004; Borich, 2004): "Uygula, göster, dramatize et, işe koy, çalıştır, kul­lan, çöz, hesapla, işle, değiştir, hazırla, transfer et, organize et vb."

Analiz:Bu basamakta bir iletişim muhtevasını meydana getirici, parçala­rına ya da öğelerine ayırıp bunlar arasındaki ilişkileri açık-seçik hale getirme durumu vardır. Burada üç alt basamak vardır.

  1. Öğelere dönük ana­liz
  2. İlişkilere dönük analiz
  3. Örgütleme ilkelerine dönük analizdir (Er­türk, 1998).

Bireyler genelde bir bilgi bütününü daha etkili ve somut biçimde öğrenebilmesi için öğelerine ayırması, parçalarına bölmesi, öğeler arasında ilişkiler kurmasına ihtiyaç duyarlar. Analiz basamağındaki kazanından 'gös­teren başlıca eylemler ise şu şekilde sıralanır (Gronlund, 1991): "Analiz et, parçala, sök ayrıştır, ayırt et, belirle, taslağını çıkar, ilişkilendir, seç, böl, sapta, teşhis et vb."

Sentez:Sentezde, analiz basamağının aksine, öğrencilerin çeşitli parçalan bir araya getirerek bir bütün oluşturma durumu vardır. Sentez basamağında­ki hedefler daha fazla çaba gerektirmektedir, çünkü öğrenciler burada yem bir bütün oluşturmak, yeni yollar düşünmek ve yaratıcı olmak durumunda­dırlar (Henson, 2006). Örneğin, herhangi bir konu üzerinde bireyin kompo­zisyon, makale ya da kitap yazması, tez hazırlaması, yeni bir öğretim kuramıyöntemi veya tekniği geliştirmesi vb. sentez düzeyinde bilişsel aktivitelerdir (Özdemir, 2007).

Sentez düzeyindeki öğrenmelerin içerdiği bazı ifadeler şunlardır (Borich, 2004): "Yarat, oluştur, formüle et, kategorize et, derle, bir araya getir, düzen­le, tasarla, planla, üret vb."

Değerlendirme:Bilişsel alanın en üst basamağı değerlendirmedir. Bu basa­makta birey, belirli ölçütlere dayalı olarak bir konu ya da sorun hakkında yar­gılamada bulunma, eleştirme, karar verme, savunma, doğruluğunu kanıtla­ma gibi üst düzey zihinsel aktivitelerde bulunur. Değerlendirme basamağındaki öğrenme eylemleri şunlardır (Gronlund, 1991): "Karşılaştır, değer biç, yargıla, eleştir, doğrula, savun, ilişkilendir, özetle, destekle, sonuçlandır vb."

Büyüklere saygı, yurt sevgisi, ulusal ülkülere bağlılık, öğrenme ilgisi, ken­dine güven, güçlüklerden yılmama, başkalarına ve değişik fikirlere karşı hoş­görü, temizlik ve düzen konusunda titizlik gibi insani özellikler duyuşsal alanla ilgilidir (Özçelik, 1998). Buna göre, duyuşsal alan; bir konuya, bir kişi­ye, bir olaya veya bir duruma karşı ilgi, tutum, alışkanlık geliştirme, değer verme, benimseyip benimsememe, kabul edip etmeme vb. gibi duygusal sü­reçleri kapsar. Duyuşsal alan bilişsel alanla iç içedir. Bu alan da bilişsel alan gibi alt basamaklara ayrılır (Özdemir, 2007).

Alma:Bu basamak bireyin duyuşsal yönden ilk tepkisidir. Birey bu aşa­mada farkında olur. Ancak farkında olma, bilişsel alanın bilgi düzeyi gibi çok alt düzeyde bir basamaktır. Bu düzeyde birey farkında olur, hatırlar, çağrışım yapar, almaya istekli olur ve dikkatini kontrol eder (Küçükahmet, 2006). Al­ma basamağı üç alt basamaktan oluşur (Sönmez, 2004)

  1. Farkında olma,
  2. Almaya açıklık
  3. Kontrollü seçici dikkat

Tepkide Bulunma:Bu basamakta, sadece bir uyarıcıya dönük olmaya açık­lık ya da dönüklük değil, o uyarıcı ile bilfiil meşgul olma durumu vardır. Bu kategorideki davranışları gösteren birey, söz konusu uyarıcıyı arar ve onunla meşgul olmaktan zevk duyar. Tepkide bulunma basamağı üç kategoriye ayrılır (Ertürk, 1998).

  1. Tepkide uysallık,
  2. Tepkide isteklilik
  3. Tepkide tatmin

Tepkide bulunma basamağında genellikle şu eylemler yer alır (Gronlund, 1991 ve Boriçh, 2004): "Cevap ver, destekle, uy, karşılık ver. göster, tartış, katıl, gönüllü ol, izle vb."

Değer Verme:Bu düzeyde, bir düşüncenin, nesnenin veya davranışın de­ğerini kabul etme durumu vardır. Birey burada o değeri tercih eder, tepkide bulunmada süreklilik gösterir ve o değere yönelik kendini adar (Wiles ve Bondi, 1993). Kişinin uyarıcılara karşı nasıl bir tepkide bulunacağı bu basa­makta kestirilebilir. Değerler, tutumlar ve inançlar bu basamağın kapsamın­dadır (Sönmez, 2004). Değer verme basamağı;

  1. Bir değeri kabullenmişlik,
  2. Bir değeri yeğleyiş
  3. Bir değere adanmışlık alt basamaklarından oluşmak­tadır.

Değer verme basamağındaki hedeflerde "takdir etme, önem verme, önemine inanma, kendini adama, değer verme vb." gibi ifadeler daha sıklık­la yer almaktadır (Özdemir, 2007).

Örgütleme: Örgütleme basamağı, farklı değerleri bir araya getirerek, bu değerler arasındaki çelişkileri, farklılıkları çözmeyi içerir ve burada birey tu­tarlı bir değerler sistemi oluşturmaya çalışır. Buna göre, bireyin burada de­ğerleri karşılaştırması, ilişkilendirmesi ve bütünleştirmesi söz konusudur. Bu basamaktaki öğrenmeler; "organize etme, karşılaştırma, tamamlama, açıkla­ma, ayarlama, sıralama, bütünleştirme, ilişkilendirme, belirleme, bağlı kalma, değiştirme, genelleştirme" vb. gibi ifadeler içerir (Gronlund, 1991).

Örgütle­me basamağı;

  1. Bir değerin kavramsallaştırılması
  2. Bir değer sistemi ör­gütleme alt basamaklarından oluşur.

Bir değer veya değerler takımıyla nitelenmişlik: Kişinin bu basamaktaki davranışları onun karakterini yansıtır. Bir bakıma dünya görüşünü, yaşam anlayışını ortaya koyar. Kişinin tüm yaşamı boyunca oluşturduğu duyuşsal özellikleri, bu basamakta hem tutarlı olmuş hem de kapsam bakımından ge­nişlemiş ve zenginleşmiştir. Artık kişinin davranışları büyük olasılıkla kesti­rilebilir (Sönmez, 2004). Bu basamak,

  1. 1.Genellenmiş örüntü
  2. Karakterlenme (nitelenme) olmak üzere iki kategoride ele alınmaktadır.

 Bu basamak­taki öğrenmelerde genellikle şu eylemler yer alır (Borich, 2004): "Davran, gös­ter, uygula, kullan, gerçekleştir, dinle, gözden geçir, öner, nitelendir, sorgula vb."

III. Psiko-Motor/Devinsel Alan (Psychomotor Domain):

Bu alan, bireyin doğuştan getirdiği yeteneklerle ve kazanmış olduğu bil­gi, beceri ve deneyimlerle belli bir hareketin yapılması, bir işin icra edilmesi veya bir aracın, cihazın kullanılması ile ilgilidir. Devinsel alandaki becerilerin ya da davranışların etkili biçimde gerçekleştirilebilmesi için bilişsel ve duyuş-sal alandaki özelliklerin iyi kazanılmış olması gerekir(Özdemir, 2007).

Kişi kaslarını, vücut organlarından birini ya da bir kaçını veya tümünü kullanarak çeşitli davranışlar ortaya koyabilir. Psiko-motor alanın kapsamına öğrenilmiş beceriler girer. Örneğin, kişinin otomobil kullanması öğrenilmiş bir beceridir ve devinsel alanla ilgilidir (Sönmez, 2004).

Simpson'unpsiko-motor alanla ilgili sınıflandırması aşağıdaki basamaklardan oluşur (Gronlund, 1991).

Algılama:Devinsel alanın ilk basamağı olan uyarılma basamağında bire­yin, herhangi bir işi/hareketi yapmadan ya da bir aracı kullanmadan önce, söz konusu becerinin nasıl yapıldığını izlemesi durumu vardır. Burada kişi­nin hareketin nasıl yapılacağını ya da aracın nasıl kullanılacağını öncelikle al­gılaması gerekir (Özdemir, 2007).

Algılama basamağmdaki öğrenme çıktılarında şu ifadeler bulunur (Gron­lund, 1991): "Seç, tanımla, belirle, ayırt et, ilişkilendir, tercih et, sez, sapta vb."

Kurulma:Psiko-motor alanın bu düzeyinde birey, belli bir hareketi yap­madan ya da bir aracı kullanmadan önce işin/işlemin en ideal biçimde yapıl­masına yönelik olarak uygun bir pozisyon alır. Örneğin, keman çalmadan ön­ce vücudu ve kolları istenilen konuma getirme, on parmak klavye yazmadan önce parmakları doğru tuşların üzerine getirme vb. davranışlar kurulmaya örnektir (Özdemir, 2007).

Bu basamaktaki öğrenmeler; "başla, göster, açıkla, hareket et, işle, davran, tepkide bulun, göster, gönüllü ol vb." eylemleri içerir (Gronlund, 1991).

Kılavuzlanmış faaliyet (kılavuzla yapma):Bu basamakta bir iş, ya da iş­lemin tümünü oluşturan işlem basamaklarını, öğrencinin işin gerektirdiği sı­raya göre, öğretmenle veya bir usta ile beraber yapması söz konusudur. Kılavuzlayanla birlikte yaptıktan sonra, birey modelini, örneğini, yapılanları göz önüne alarak kendi kendine yapmaya yönelir (Sönmez, 2004).

 Bu basamakta yer alan eylem ifadeleri ise şunlardır (Gronlund, 1991): "Birleştir, yap, oluş­tur, göster, ölç, karıştır, düzenle, çalıştır, sök, birleştir, ayarla vb."

Mekanizma:Bu düzey, öğrenilmiş bir davranışın alışkanlık haline gelme­si için gerekli performans hareketleri ile ilgilidir ve bu düzeyde birey hareket­leri yaparken kendini daha yeterli görür ve kendine olan güveni artabilir. Ancak, birey bu düzeyde hareketi ya da işi istenilen tüm standartlarda ve nite­liklerde yapmakta tam yeterli değildir. Mekanizma düzeyindeki öğrenmeler, kılavuzlanmış faaliyet basamağında ifade edilen eylemlerin aynısını kapsar (Özdemir, 2007).

Beceri Haline Getirme (Karmaşık Dışa Vuruk Faaliyet): Bu basamakta bi­rey, gerek bir kılavuz yardımıyla gerekse de pek çok deneme yanılmayla ya­parak işi ya da hareketi beceri haline getirmektedir. Bu düzeyde kişi artık kimsenin yardımı olmaksızın karmaşık (kompleks) bir işi istenen nitelikte ve sürede gerçekleştirmektedir. Örneğin; öğretici yardımı olmadan bir müzik aletini çalabilme ya da tek başına kasadan atlayabilme vb. beceri haline getir­me basamağındaki davranışlardır. Bu basamakta yer alan öğrenme eylemleri kılavuzlanmış faaliyet düzeyinde belirtilenlerle aynıdır (Özdemir, 2007).

Uyum (Duruma Uydurma):Belli bir işlemler takımını beceri haline getiren ve bunları hatasız biçimde yapan kişi, söz konusu beceriyle ilgili yeni bir du­rumla karşılaştığında fazla zorluk yaşamadan yeni davranışı gerçekleştirebiliyorsa, burada birey duruma uydurma davranışı geliştirmiş olur. Örneğin: bilgisayar programlarını etkin biçimde kullanabilen bir kişi, ilk kez gördüğü bir programı zorlanmadan kullanabiliyorsa duruma uydurma davranışına ulaşmış demektir (Özdemir, 2007).

Bu basamaktaki öğrenme eylemleri şunlardır (Gronlund, 1991): "Uyarla, değiştir, yeniden düzenle, tekrar oluştur, gözden geçir, başka şekilde yap vb."

Yaratma:Bu basamak psiko-motor alanın en üst basamağıdır. Burada bi­rey, belirli bir duruma yönelik olarak yeni hareket örüntüleri yaratır. Örneğin bir aşçının kendine özgü bir tat geliştirmesi ya da bir piyanistin kendine öz­gü yeni bir müzik tarzı geliştirmesi vb. (Henson, 2006).

Bu basamak bilişsel alanın sentez basamağıyla yakında ilişkilidir. Çünkü, sentez basamağında da birey kendine özgü, yeni eserler ortaya koymak durumundadır. Sentez basa­mağında birey daha çok zihinsel eserler üretirken, yaratma basamağında ise bir seri beceriler geliştirir. Elbette bunu yaparken bilişsel ve duyuşsal alanla ilgili davranışlar önemli rol oynar. Örnek olarak, bir kişinin jimnastikte yeni bir seri hareketi geliştirmesi veya özgün bir mobilya takımı tasarlayıp, yap­ması verilebilir (Özdemir, 2007).

Bu basamakta öğrenmeler şu eylemleri içerir (Gronlund, 1991): "Tasarla, düzenle, oluştur, yapılandır, yarat, birleştir vb."

Kaynaklar

Beydoğan, H., Ö. (2006). Eğitim Bilimine Giriş. (Editör Kadir KESKİNKILIÇ), PegemA Yayıncılık, Ankara.

Borich, G.D. (2004). EffectiveTeachingMethods. PearsonPrenticeHall New Jersey.

Demirel, Ö. (2006). Kuramdan Uygulamay Eğitimde Program Geliştirme. PegemA Yayıncılık, Ankara.

Ertürk, S. (1998). Eğitimde Program Geliştirme. Meteksan A.Ş., Ankara.

Gronlund, N.E. (1991). How to Write andUseIntructionalObjective. Mac Millan Publishing Company, New York.

Henson, K.T. (2006). Curriculum Planning. WavelandPressInc.Illinois.

Küçükahmet, L. (2003). Öğretimde Planlama ve Değerlendirme. Nobel Yayınları, Ankara.

Morrison, G.R.,Ross, S.M., Kemp, J.E. (2004).DesigningEffectiveInsroduction. John WileySons, Inc. New Jersey

Saylor, J.G., Alexander, W.M., Lewis, A.J. (1981). CurriculumAlternativeApproches, OngoingIssues, PearsonPrenticeHall.New Jersey.

Sönmez, V. (1993). Eğitim Felsefesi. Anı Yayıncılık, Ankara

Sönmez, V. (2004). Program Geliştirmede Öğretmen El Kitabı. Ana Yayıncılık, Ankara.

Sönmez, V. (2011) Öğretim İlke ve Yöntemleri. Anı Yayıncılık, Ankara.

Özdemir, S.M. (2007). Öğretim İlke ve Yöntemleri.  (Editör, Gürbüz OCAK), PegemA Yayıncılık, Ankara.

Varış, F. (1998). Eğitimde Program Geliştirme ”Teori ve Teknikler” A.Ü. Basımevi, Ankara

Wiles, J.,Bondi, J. (1993). Curriculum Development A Guide toPractice. Mac Millan Publishing Company, New York.

      Gökhan AKARCA...

Yorum Yaz