EDİMSEL KOŞULLANMA YOLUYLA ÖĞRENME

 

 

 

 

 

EDİMSEL KOŞULLANMA

 

Edimsel davranışla ilgili olan koşullamaya edimsel koşullama ya da "R'' (Response = tepki) tipi koşullama adı verilmektedir. "R'' tipi koşullama adı verilmesinin nedeni ise bu tür koşullamada pekiştirmenin tepkiye bağlı olarak yapılmasıdır. Tepki doğru olduğu takdirde pekiştirici uyarlct verilmektedir. Örneğin; Skinner deneyinde edimsel davranış olarak manivelaya basma davranışını kullanmıştır. Aç olan hayvan manivelaya basma davranışını göstererek yiyeceği elde etmiştir. Böylece manivelaya basma davranışı tekrar edilerek güçlenmiştir. Bu durumda, pekiştirmeyle ilişkili olan şey, uyarlcı durumunda olan manivela değil, tepkidir; yani manivelaya basma davranışıdır. Koşullanan tepki, klasik koşullamada olduğu gibi pekiştirici uyarıcıya karşı yapılan tepki değildir. Edimsel koşullamada pekiştirici uyancı yapılan tepkinin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Edimsel koşullama büyük ölçüde Thorndike'rn etki yasasından kaynaklanmrştrr. Skinner'in''R'' tipi ya da edimsel koşullaması ile Thorndike'ın araçsal koşullaması yakın bir benzerlik göstermektedir (Senemoğlu 2011).

Skinner ve Thorndike birçok bakımdan aynı görüşte olmakla birlikte bazı bakımlardan da aralarında önemli farklılıklar vardır. Örneğin; Thorndike öğrenme deneylerinde, organizmanın çözüme ulaşma süresini hangi değişkenlerin etkilediğini ele alırken, Skinner tepki oranındaki artışı hangi değişkenlerin etkilediğini araştırmıştır (Senemoğlu 2011).

Edimsel Koşullama Süreci

Skinner, edimsel koşullama çalışmaları için ses ve ışık geçirmez çevreden yalıtılmış ''Skinner kutusu'' adı verilen bir araç kullanmıştır. Bu ses geçirmez kutuda, hayvana manivelaya bastığında belli bir miktar yiyecek veren bir mekanizma vardrr. Aynı zamanda manivela, hayvanın kutuda bulunma süresi içinde manivelaya basma sayısını grafik olarak çizen bir kaydetme sistemine bağlıdır. Böylece, belli bir zaman içinde yapılan tepki sayısı tutarlı bir deneysel ortam içinde belirlenmekte ve insan denekle hiç temas etmemektedir. Manivelaya basma davranışının koşullandırılması aşağıdaki basamaklarda gerçekleştirilmiştir (Senemoğlu 2011).

1.      Yoksunluk (Deprivation): Denek olacak hayvan bir yoksunluk programına tabi tutulur. Eğer pekiştireç olarak yiyecek kullanılacaksa hayvana deneyden önceki birkaç gün 23'er saatlik periyotlarla yiyecek verilmez. Pekiştireç olarak su kullanılacaksa hayvan aynı şekilde susuz bırakılır. Bu yolla Skinner, hayvanı güdülemek için başvurmadığını söylemektedir. Ona göre yoksunluk sadece belli bir durumda gösterilecek performansla ilişkilidir. Bir başka deyişle, yoksunluk, yoksunluğu gidermek için gerekli olan performansı etkilemekte, performansı yükseltmektedir.

2.      Besleme Mekanizması (Magazine Training) Eğitimi: Denek birkaç gün yoksunluk programına tabi tutulduktan sonra Skinner kutusuna konulur. Deneyi yapan kişi dışarıdan bir düğmeye basarak periyodik bir şekilde besleme mekanizmasını harekete geçirir. Böylece hayvan yiyecek kabının yanı başında olmadığından emin olur. Besleme mekanizması dışarıdan harekete geçirilirken düğmeye basma hafif bir ses meydana getirir ve arkasından da yiyecek gelir. Dolayısıyla hayvan giderek düğmeye basma sesi ile yiyeceğin gelmesi arasında bir ilişki kurar. Bu durumda düğmenin çıkardığı ses, birincil pekiştireç olan yiyecekle ilişkilendirilerek ikincil pekiştireç haline gelmektedir. Ses, aynı zamanda hayvan için gerekli tepkiyi yaptığı takdirde yiyecekle pekiştirileceğinin bir işareti de olmaktadır.

3.      Manivelaya Basma (Lever Pressing): Bu aşamada hayvan artık Skinner kutusunda kendi başına bırakılır. Hayvan besleme mekanizmasını harekete geçirecek olan manivelaya basar. Bu sırada meydana gelen ses, hayvan için hem yiyecek kabına ulaştığının bir işareti haline gelir hem de demir kola basma davranışını pekiştirir. Edimsel koşullama ilkeierine göre, manivelaya basma davranışı, yiyecekle pekiştirildiğinden tekrarlanma eğiliminde olur.

 

Edimsel Koşullama İlkeleri

 

Edimsel koşullamanın iki temel ilkesi vardır. Bunlar:

1. Pekiştirici uyarlcrnrn izlediği tepkiler tekrarlanma eğilimindedir.

2. Pekiştirici uyarıcrlar, edimsel davranlşların meydana gelme oranını ya da olasılığını artırır (Hergenhahn 1988).

Yukarıda da belirtildiği gibi edimsel koşullamada önemli olan nokta; davranış ve onun sonuçlarıdır. Dikkatli bir gözlemle, bir davranışın sık olarak ortaya çıkmasrnda, davranışın sonuçlarının büyük ölçüde etkili olduğunu görebiliriz. Organizma pekiştirilen davranışı daha sık gösterir. Pekiştirilmeyenden ise vazgeçer (Senemoğlu 2011).

Olumlu ve Olumsuz Pekiştireçler

Pekiştireçler meydana getirdikteri etkilere göre tanımlanmakta ve bu bakımdan iki gruba ayrılmaktadır. Bunlar: 1. olumlu pekiştireçler 2. olurnsuz pekiştireçlerdir (Senemoğlu 2011).

Olumlu Pekiştireçler: Ortama konulduğunda belirli bir davranışın yapılma olasılığını artıran uyarıcılardır. Bu uyarıcılar da birincil ve ikincil olumlu pekiştireçler olmak üzere iki grupta toplanmaktadır. Birincil olumlu pekiştireçler; yiyecek, su, cinsellik gibi organizmayı doğal olarak pekiştiren ve canlının yaşaması ile ilgili olan pekiştireçlerdir. İkincil (koşullu) olumlu pekiştireçler ise, herhangi bir nötr uyarıcının olumlu birincil pekiştireçlerle ilişkilendirilmesiyle olumlu pekiştireç özelliği kazanan uyarıcılardır. Örneğin; küçük bir çocuk için paranın, statünün hiçbir değeri yoktur. Ancak para ve statü ile birincil pekiştireçleri elde edebileceğini öğrendiği zaman para, statü pekiştireç özelliği kazanır. Örneğin; çocuğun aldığı yıldız, öğretmeninin memnuniyetini ifade etmekte; bu durumda çocuğun sınıf ortamındaki güven duygusunu artırmaktadır.

Olumsuz Pekiştireçler: Ortamdan çıkarıldıklarında belirli bir davranışın yapılma olasılığını artıran uyarıcılardır. Olumsuz pekiştireçler, organizmaya rahatsızlık veren uyarıcılardır ve birincil ve ikincil olumsuz pekiştireçler olmak üzere iki gruba ayrılmaktadırlar. Birincil olumsuz pekiştireçler; organizmaya zarar veren, yaşamı tehdit eden uyarıcılardır. Bunlar; rahatsız edici yüksek tonlu sesler, elektrik şoku vb.dir. İkincil (koşullu) olumsuz pekiştireçler ise, herhangi bir nötr uyarıcının birincil olumsuz pekiştireçlerle ilişkilendirilmesiyle pekiştireç özelliği kazanan uyarıcılardır. Örneğin; soba, başlangıçta küçük bir çocuk için sadece nötr bir uyarıcıdır. Oysa elini sobaya dokundurup yaktıktan sonra, soba çocuk için olumsuz pekiştireç özelliği kazanır. Çünkü yakıcılık ile soba ilişkilendirilmiş; yakıcılığın etkisi soba tarafindan paylaşılmıştır. Bu olaydan sonra çocuk, soba soğuk iken de dokunmaz. Gerek olumlu, gerekse olumsuz ikincil pekiştireçler bu özelliklerini büyük ölçüde klasik koşullama ilkelerine göre kazanırlar.

Olumlu ve Olumsuz Pekiştirme

Gerek birincil, gerekse ikincil olumlu pekiştireçler ortama konulduğunda davranışın yapılma olasılığı artar. Buna karşın gerek birincil, gerekse ikincil olumsuz pekiştireçler ortamdan çıkartıldığında davranışın yapılma olasılığı artar. Bu durumda pekiştirme, olumlu pekiştireçleri ortama koyarak, ya da olumsuz pekiştireçleri ortamdan çıkararak davranışın yapılma olasılığını artırma işlemidir. Olumlu pekiştireçleri ortama koyarak davranışın yapılma olasılığını artırma işlemine olumlu pekiştirme; olumsuz pekiştireçleri ortamdan çıkartarak davranışın yapılma olasılığını artırma işlemine ise olumsuz pekiştirme denir (Senemoğlu 2011).

Skinner'e göre pekiştirmenin organizmaya istenen davranışı kazandırmada, davranışı biçimlendirmede, sonuç olarak kişilik gelişiminde önemli bir yeri vardır. Hatta ''kişilik dediğimiz şey, bizim pekiştirilme tarihçemizin bir özeti olan davranış biçimlerinden başka bir şey değildir". Örneğin; biz Türkçe öğreniyoruz. Türkçe öğrenmemizin nedeni; Türkçe konuşulan bir evde doğmamızdır. Türkçe seslere benzer sesler çıkardığımızda pekiştirilerek Türkçeyi öğreniyoruz. Eğer bir ingiliz, Fransız, Rus evinde doğup büyüseydik bu sefer de ingilizce, fransızca, rusça seslere yakın sesler çıkardığımızda pekiştirilerek bu dilleri öğrenecektik (Senemoğlu 2011).

Ceza

Ceza, organizmaya istemediği bir şeyin verilmesi ya da istediği bir şeyin verilmemesidir. Bir başka deyişle, organizmaya olumsuz pekiştireçlerin verilmesi ya da olumlu pekiştirecin verilmemesidir. Ceza uygulandığı sürece, yapılmaması istenen davranış baskı altına alınmakta, ancak alışkanlıkları yok etmemektedir. Örneğin; hırsızlık yaptığından dolayı hapse atılan bir insan, cezalandırılınca hırsızlık yapma davranışından vazgeçseydi bir daha asla hırsızlık yapmazdı oysa çoğu zaman cezalandırılan insanların, cezanın etkisi ortadan kalktıktan sonra aynı davranışları tekrar yaptıkları gözlenmektedir (Senemoğlu 2011).

Skinner ve Thorndike, cezanın, cezalandırılan davranış ya da alışkanlığı yok etmediği sadece baskı altına aldığı konusunda hem fikirdirler. Cezalandırılan davranış, cezanın etkisi yok olunca tekrar ortaya çıkmaktadır (Senemoğlu 2011).

Sönme

Edimsel koşullama ortamından pekiştirici uyarıcınrn kaldırılmasıyla davranış sıklığında bir azalma ve en sonunda edim düzeyine inme görülür. Bir başka deyişle, pekiştirmenin yapılmamasıyla davranış, pekiştirilmeden önceki düzeyine düşer. Söndürme sürecinde, davranışrn sıklığı hemen azalmaz. Söndürmenin başlamasıyla davranış sıklığında kısa süreli bir artma gözlenir. Ancak pekiştirilmeyen davranışın sıklığı giderek azalır ve doğal ortamdaki gözlenme düzeyine düşer. Örneğin; Manivelaya bastığı halde yiyeceği elde edemeyen hayvan manivelaya daha çok basacak, ancak, bu çabaya rağmen yiyeceğin gelmemesi sonucunda, manivelaya basma davranışı azalacak, giderek doğal olarak yaşamında görülebilecek düzeye inecektir. Öğretmen, sınrfta sık sık karın ağrısı şikayetinde bulunan bir öğrencisini arkadaşlarının yardımıyla evine göndermektedir. Daha sonra, öğretmen, çocuğun okuldan eve gitmek istediğinde karın ağrıları çektiğini anlar ve davranışını pekiştirmemek için sınıftan dışarı çıkarmaz. Pekiştirecin ortamdan çekilmesiyle başlangıçta karın ağrıları daha çok şiddetlenir. Bir kaç kez daha karın ağrısı görülür fakat pekiştirilmez. Bir müddet sonra karın ağrısının yok olduğu görülür (Senemoğlu 2011).

Kendiliğinden Geri Gelme

Sönmeden sonra deneye bir müddet ara verilir ve daha sonra hayvan tekrar deney ortamına getirilirse manivelaya basma davranışını yaptığı görülür. Sönme olayından sonra, herhangi bir eğitim yapılmamasına ve ortama herhangi bir pekiştirici uyarıcı konmamasına rağmen manivelaya basma davranrşının kendiğilinden yapılmasına kendiliğinden geri gelme adı verilmektedir (Senemoğlu 2011).

BİÇİMLENDİRME/ŞEKİLLENDİRME

Biçimlendirme, tepkiyi farklılaştırmadır, yani tepkiyi istenen şekilde oluşturmaktır. Edimsel koşullama süreci normal koşullarda çok zaman almaktadır. Skinner kutusuna konan hayvanın, kendi başına manivelaya basarak yiyeceği elde etmesi beklenirse, hayvan ya ölür ya da yiyeceği elde etmeyi öğrenir. Ancak edimsel koşullamada bir başka yaklaşım, hayvanın daha kısa sürede yiyeceği elde etmeyi öğrenmesini sağlamaktadır. Bu yaklaşıma biçimlendirme adı verilmektedir. Davranış kademeli yaklaşma yoluyla biçimlendirilmektedir. Önce, gösterilen davranışlardan istenilen davranışa en yakın olan davranış pekiştirilmekte, bir müddet sonra daha yakını ve giderek daha yakını pekiştirilerek, böylece en sonunda beklenen davranışın gösterilmesi sağlanmaktadır (Skinner, 1974).

AYIRT EDİCİ UYARICI ve TEPKİ

Skinner’e göre, "uyarıclar tepkileri doğurur edimleri doğurmaz" ancak, uyarıcıların edimlerin ortaya çıkışını belirleyebilir. Uyarıcı, bu etkisini ayırt etme süreci yoluyla kazanabilir. Eğer bir edim, ortamda bir uyarıcı varken pekiştirilir, bir başka uyarıcı varken pekiştirilmez ise, gelecek sefer ilk uyarıcınn bulunduğu ortamda edimi yapar diğerinde ise yapmaz. Ayırt edici uyarıcının sunulması ya da ortamdan çekilmesine göre, organizma belirli bir tepkide bulunduğundan Skinner bunu uyarıcı kontrolü olarak görmektedir. Örneğin, öğrenciler her bir öğretmene farklı bir şekilde davranmaktadırlar. Çünkü, her bir öğretmen, çocuklar için farklı ayırt edici özelliklere sahiptirler. Bununla ilgili olarak ikinci tür öğrenme de tepki farklılığını öğrenmedir tepki formu ya da tepkinin yoğunluğu genişliği, örtüklüğü büyük ölçüde farklı pekiştirmelerle değiştirilerek tepki farklarının öğrenilmesi sağlanmaktadır.

ZİNCİRLEME

Skinner’e göre tamamlanmış bir tepki, aşamalı bir etkinlik içinde, bir diğer tepkiye dönüt vererek ayırt edici uyarıcı rolü üstlenir. İkinci tepki, üçüncü tepki için, üçüncü tepki de dördüncü tepki için ayırtedici uyarıcı olarak etkinlik tamamlanıncaya kadar sürer gider. Diğer bir deyişle her tamamlanan tepki bir sonraki tepki için ayırt edici uyarıcı rolü üstlenerek etkinlik tamamlanrncaya kadar sürer. Bu sürece zincirleme adı verilmektedir. Davranışların çoğunluğu zincirleme özetliği göstermektedir. Örneğin; Skinner kutusunda, basit bir manivelaya basma davranışı bile bir zincirlemedir (Senemoğlu 2011).

BATIL DAVRANIŞLAR

Batıl davranışların birçoğu edimsel koşullama ilkelerine göre meydana gelir. Organizma, tesadüfen bir davranışı yaptığı sırada, o davranışla ilişkili olmamasına rağmen olumlu bir pekiştireç alırsa zamanla aldığı pekiştireci davranışla ilişkilendirir ve o davranışı yapma eğilimi gösterir. Örneğin; uğurlu gün uğurlu sayı, sağ taraftan kalkmak vb. Aksi durumda ise yani bir davranışı yaptığı sırada davranışla ilgili olmadığı halde kötü bir durum yaşamışsa cezalandrılmışsa o davranışı yapmama eğilimi gösterir. Örneğin; merdiven altından geçmeme önce sol ayağı giymeme gibi davranışlar da bu türdendir (Senemoğlu 2011).

PEKİŞTİRME TARİFELERİ

En yaygın olarak kullanılan pekiştirme tarifeleri; sürekli pekiştirme, sabit aralıklı pekiştirme, sabit oranlı pekiştirme, değişken aralıkı pekiştirme ve değişken oranlı pekiştirmedir (Senemoğlu 2011).

Sürekli Pekiştirme

En basit pekiştirme tarifesi sürekli pekiştirmedir. Bu tarife deneğe yeni bir şey öğretilirken kullanılmaktadır. Tepki öğrenildikten sonra sürekli pekiştirme bırakılıp diğer pekiştime tarifeleri uygulanmalıdır. Aksi takdirde bir müddet sonra pekiştirmenin etkisi kalmayacaktır. Ayrıca, sönmeye karşı en az dirençli pekiştirme tarifesi sürekli pekiştirmedir. Örneğin başlangıçta çocuk yatağını her düzelttiğinde pekiştirilirken davranışı kazandıktan sonra değişik pekiştirme tarifelerine geçilmelidir.

Sabit Oranlı Pekiştirme

Bu tarifede, organizmanın belli bir sayıdaki davranışı pekiştirilir. Örneğin; her 10 doğru davranışından sonra yiyecek verilmesi; öğrencinin 5 doğru cevabına bir puan verilmesi, 10 gömlek diken işçiye belli bir ücret verilmesi gibi pekiştirmeler sabit oranlıdır.

Sabit Aralıklı Pekiştirme

Organizmanın belli bir zaman dilimi içinde yer alan davranışları pekiştirilir. Bu tarifede doğru davranış sayısı önemli değildir. Belli bir sürenin geçmesi önemlidir. Örneğin, hayvan her iki dakika sonunda pekiştirilir. Bu süre içinde ister bir davranış, ister beş davranış yapsın pekiştirme iki dakikanın sonunda yapılır. Dolayısıyla, Skinner kutusundaki hayvan sabit olan zaman aralığının başlangıcında yavaş bir şekilde tepkide bulunurken ya da hiç tepki göstermezken, zaman aralığının bitimine doğru daha hzlı tepkide bulunmaktadır.

Değişken Oranlı Pekiştirme

Değişken oranlı pekiştirme tarifesinde, her on tepkiden sonra vb. gibi belirli bir sayıdaki tepkinin pekiştirilmesi yerine, değişen sayılardaki tepkiler pekiştirilir. Bu tarifede önemli olan ortalama bir tepki sayısnın pekiştirilmesidir. Örneğin ortalama olarak altı davranışa pekiştirme yapıldığını düşünelim. Bu durumda, bir kez iki davranıştan sonra bir kez beş davranıştan sonra bir kez 10 davranıştan sonra bir kez de yedi davranıştan sonra pekiştirme yaplldığında, ortalama altı davranış pekiştirilmiştir. Bu tarifede pekiştirilen organizma (insan ya da hayvan) kaç davranıştan sonra pekiştireç geleceğini bilmediğinden, sürekli bir şekilde etkin olmaktadır. Değişken oranlı pekiştirme tarifesi, en yüksek sayıda tepki üreten bir tarifedir.

Değişken Aralıklı Pekiştirme

Bu pekiştirme tarifesinde zaman sabit değildir. Pekiştireç bazen hemen bazen daha geç kazanabilir. Değişken oranlı pekiştirme tarifesinde olduğu gibi bundada ortalama zaman önemlidir. Örneğin; pekiştirme ortalama üç dakikada yapılacaksa, ilki iki dakika sonra, ikincisi bir dakika sonra, üçüncüsü beş dakika sonra, dördüncüsü dört dakika sonra yapılabilir. Böylece mümkün olan bütün pekiştireçleri elde etmek için, organizma (insan ya da hayvan) tepkiyi sürekli olarak gösterir.

Koşullu Anlaşma

Koşula bağlı anlaşma bireyin istediği bir şeyi elde etmesi için belli etkinlikleri yapmasını, belli bir şekilde davranmasını gerektirir. Bir başka deyişle, koşula bağlı anlaşma, bireyin bazı şeyleri elde etmesi için belli şekilde davranmasını gerektiren düzenlemeler yapmayı kapsar. Örneğin; annenin çocuğuna, "ödevini bitirdiğin takdirde oynamak için dışan çıkabilirsin” demesi; odasını bir hafta boyunca düzenli tuttuğu takdirde haftasonunda tiyatroya götüreceğini söylemesi vb. koşula bağlı anlaşmalardır.

Premack İlkesi

Premack’a göre organizma birçok etkinlik yapmaktadır. Bunlardan bir kısmını çok sık, severek yapmakta bir kısmını ise daha az göstermektedir. Bu durumda organizmanın çok sık yaptığı etkinlikler daha az yapılan etkinlikleri pekiştirmek için kullanılabilir. Bu ilkeye Premack ilkesi adı verilmektedir. Bu ilke insanda kullanlldığı gibi düşük düzeyli organizmalarda da kullanılabilir (Senemoğlu 2011).

PROGRAMLI ÖĞRETİM

Skinner'e göre öğrenmenin etkili bir şekilde oluşabilmesi için şu koşullar yerine getirilmelidir:

a)      Öğrenilecek bilgi küçük adımlarla öğrenciye sunulmalıdır.

b)     Öğrenen kişiye öğrenmelerinin doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında anında dönüt verilmelidir.

c)      Öğrenen kişinin kendi hızıyla öğrenmesine olanak verilmelidir (Hergenhahn, 1988).

Programlı öğretim, ilkönce öğretim makinalarında kullanılarak yaygınlaşmıştır. Makinenin temel öğesi programdır. Programda öğrenciye öğretilecek konu, aşamalılık ilişkisi (önceki öğrenmelerin sonraki öğrenmeleri destekleyecek şekilde sıralanması) dikkate alınarak küçük birimler halinde analiz edilir. Her birimi öğrenmek için öğrencinin ne yapacağına ilişkin yönergeler verilir. Öğrencinin, her bir öğrenme birimini tamamladıktan sonra ne derece öğrendiği test edilir. Öğrencinin cevapları ile doğru cevaplar karşılaştırılarak öğrenci doğru cevaplamışsa pekiştirilerek bir sonraki öğrenme birimine geçirilir. Yanlış cevaplamışsa öğrencinin yanlışını düzeltmesi için yeni yönergeler verilir. Bu durum öğrenme birimi tam olarak öğrenilinceye kadar sürer. Bu tür programlar genellikle doğrusal programlardır ve öğretme makinası olmadan programlı öğretim tekniğiyle hazırlamış kitaplarla da uygulanabilir (Senemoğlu 2011).

 

KAYNAKLAR

 

HERGENHAHN, B., R., 1988, “An Introduction To Theories of Learning”, New Jersey: Prentice Hall.

SENEMOĞLU, N., 2011, “Gelişim, Öğrenme ve Öğretim Kuramdan Uygulamaya”, Pegem Akademi, 20. Baskı, Ankara.

SKİNNER, B., F., 1974, “About Behaviourism”, New York.

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz